Edirne köprüsü taştan

Meriç KöprüsüEdirne'ye bereket taşıyan nehirlere kurdela gibi yakışan, adlarına türküler yakılan taş köprüler, eski başkent Edirne'nin kendine özgü tarih dokusuna ayrı bir anlam katar... Kah fotoğraf karelerinin tamamlayıcısıdırlar, kah el ele yürüyen aşıkların romantizm kaynağı...

Edirne Köprüleri

Meriç Köprüsü Edirne, camiler kenti olmasının yanı sıra aynı zamanda bir köprüler kentidir. Tarihi niteliği olan kagir köprülerden biri hariç tümü ayakta kalarak günümüze ulaşabilmiştir.

Edirne şehri, Meriç, Tunca ve Ergene nehirlerinin suladığı bereketli topraklar üzerine kurulmuştur. Bu nehirler ve taşan suların oluşturduğu nehir kollarının üzerinde olmak üzere, 11 adet kâgir köprü inşa ettirilmiştir. Bunların Tunca nehri ve kolları üzerindeki 9 kagir köprünün 8 adedi günümüze ulaşmış, bir tanesi (Seferşah Köprüsü) ne yazık ki yol yapımı esnasında doldurularak (!) ortadan kalkmıştır.

Diğer iki köprüden biri Meriç nehri üzerinde, bir diğeri de Ergene nehri üzerinde (Uzunköprü) günümüze ulaşmıştır. Bugün halen kullanılır haldedirler.

Tunca, Meriç ve Ergene nehirleri üzerindeki kagir köprüler

Kurumuş Meriç Nehri Kuzeyden gelen Tunca nehri Sarayiçi mevkiinden hemen önce iki kola ayrılır. Şehrin Sarayiçi ile bağlantısını sağlanması için her iki kol üzerine iki ayrı köprü yaptırılmıştır. Bunlardan ilk kol üzerinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilen Kanuni Köprüsü(diğer adıyla Saray Köprüsü) yer alır.

İkinci kol üzerinde ise Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Adalet Kasrı yanındaki Fatih Köprüsü (diğer adıyla Cephanelik Köprüsü) bulunur.

Bu köprülerden geçen Tunca Nehrinin her iki kolu birleşir ve suları yaklaşık bir kilometre sonra bir başka köprü ile karşılaşır, bu köprü Sultan II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemi vezirlerinden Şehabeddin Paşa tarafından yaptırılan Şehabeddin Paşa Köprüsü (bugün bilinen adıyla Saraçhane Köprüsü)'dür.

Bir miktar daha yol alan Tunca nehri yine iki kola ayrılır. Edirne'yi Sultan II. Bayezid Külliyesi'ne bağlayan bu iki köprüden ilki Sultan II. Selim tarafından Mimar Sinan'a inşa ettirilen Yalnızgöz Köprüsü'dür. İkinci kol üzerinde ise Sultan II. Bayezid tarafından Külliye ile birlikte yaptırılan II.Bayezid Köprüsü yer alır.

Tunca nehri üzerindeki bundan sonraki geçit olarak ise Edirne'nin ilk kagir köprüsü olan, akıncı beylerinden Gazi Mihal Bey için yaptırılan Gazi Mihal Köprüsü yer alır. Tunca'nın taşan sularına karşılık olarak Gazi Mihal Köprüsü'nün devamı niteliğindeki iki köprüden Seferşah Köprüsü Kapıkule yoluna dolgu olmuş ve günümüze ulaşamamıştır. Diğer köprü olan Yıldırım Köprüsü ise çoğu işlevini yitirmiş olsa da günümüzde kullanılmaya devam etmektedir.

Tunca Nehri üzerindeki son köprü, Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Köprüsü veya Tunca Köprüsü olarak bilinir. Diğer bir ismi de Eski Köprü'dür. Edirne Karağaç bağlanısını sağlayan köprülerden ilkidir.

Meriç nehri üzerinde yer alan tek köprü ise Sultan II. Mahmut zamanında başlanan ve Sultan Abdülmecid zamanında bitirilen Meriç Köprüsü'dür.

Edirne'nin en göz alıcı köprüsü ise Uzunköprü ilçesindeki Uzunköprü veya eski adıyla Ergene Köprüsü'dür. II. Murat'ın yaptırdığı kagir Ergene Köprüsü'nün dünyanın en uzun ikinci taş köprüsü olduğu ifade edilmektedir.

Günümüze ulaşmayan Edirne köprüleri

Seferşah Köprüsü

Edirne köprüleri içinde günümüze ulaşmayan tek kagir köprü Seferşah Köprüsüdür. Gazi Mihal Köprüsü ve Kemankeş Mustafa Paşa Köprüsünden taşan Tunca nehrinin sularını akıtmak üzere, Seferşah Camii yanına yapılan iki gözlü bir köprüdür. III. Mehmed tarafından yaptırılan bu köprü ne yazık ki E5 karayolunun altında kalmıştır. Karayolları bu köprü yatağını doldurarak köprüyü ortadan kaldırmıştır.

Zaman içinde bu kagir köprüler dışında başka birkaç ahşap köprü daha vardı. Bunlar özellikle Sarayiçi ile Tavuk Ormanı diye bilinen bölgeyi birbirine bağlayan köprülerdi. Bu köprüler, Tavuk Ormanı'nın kuzeyindeki Topçular Köprüsü, Bostancıbaşı Kasrı civarında Sepetçiler Köprüsü ve Tavuk Ormanı içerisinde Değirmen Köprüsü'dür. Bu köprüler ahşap olarak inşa edilmiş, zaman içinde ne yazık ki yok olmuşlardır.

Meriç Köprüsü (Yeni Köprü)

Sultan II. Mahmut döneminde, Meriç nehrinde Edirne/Karaağaç yolu üzerinde, 1833 yılında temelleri atılan, 1842 yılında yapımına başlanan köprü, Sultan Abdülmecit döneminde 1847 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.

Daha önce ahşap bir köprü vardı

Meriç Köprüsü Önceden Meriç nehri üzerinde mevcut köprünün yerinde ahşap bir köprü bulunmakta ve bu köprüye 1785 (H.1200) tarihinden sonra cisr-i sani(İkinci köprü) denildiği ve 1827(H.1243 ) taşkınında yıkılarak 3874 kuruşa tamir ettirildiği şeriat mahkemesi eski kayıtlarında yazılıdır.

Meriç Nehri köprüsü ile ilgili olarak mevcut olan kıymetli belgelerden elde edilen bilgiler şöyledir:


Meriç Köprüsü "1768 yılında yaklaşık 263 m uzunluğundaki köprünün yaklaşık 70 m.lik kısmı selden yıkıldığından, yeniden yapılması için Edirne bostancıbaşına, kadısına ve mimarına emir verilmiş, 1798 yılında yapılan inşa için para gönderilmiş, ikinci köprünün tamamlanması için Darphane'den para yardımı yapılmıştır(1832). Aynı yıl köprünün Kasım ayına kadar tamamlanması ve işlerin hızlandırılabilmesi için bir miktar para gönderilmiş, 1833 yılında biten köprünün bazı detaylarının da bitirilmesi, yapımı gerçekleştirilen Meriç köprüsünde kullanılmak üzere Babay-ı Atik kazasına iki araba hazırlanıp gönderilen beş ay süreyle kullanıldığına göre ve arabacılara 160 kuruş verildiğine dair soruya yanıt olarak adı geçen kaza mescidine mızbata gönderilmesi emredilmiştir. (1840)"

Meriç Köprüsü'nün İnşası

Meriç Köprüsü Sultan II. Mahmud 1837 (H.1253)'de Edirne'yi ikinci ziyaretinde köprünün kagir hale getirilmesini emretmiştir. Oğlu Sultan Mecid zamanında inşaata devam edilmiş ve 1847(H:1263)'de tamamlanmıştır. Köprünün inşasında Demirtaş Kasrının kagir malzemesi kullanılmıştır. Köprüde kullanılan taşlar, bölgeye yakın Arnavutköy dolaylarından ve eski harabelerden getirilmiştir.

Yeni Köprü Meriç Köprüsü hakkında, II. Mahmud zamanında yaşayan Pertev Paşa tarafından tertip edilen tarih beyitleri ise şöyledir:

Meriç Köprüsü"Cenalp-ı hazret-i Mahmud Hân şehin şâh-ı devran Penah-din ü devlet kehf-i ümmet sâye-i yezdân Edirne şehrini teşrifi çok hayroldu ez cümle Yıkılışdı bu köprü eyledi tecdidini ferman O şaha sıdk-ı hizmettir sırat-ı müstakim ancak Bu yolda inhirafın müntehası vadi-i hüsran
Eşas-ı din ü devlet zatıdır yâ Rabb olup dâ'ım Ser pay-i memalik sayesinde olsun âbâdan Biri mü'cem biri tam iki tarih eyledim inşad Bu hizmet bende-i nâçize Pertev başka bir ihsan Esasdan bu cisri pek metin yaptırdı Mahmud Han Becâ bu cisri âbâd eyledi Mahmud Hân H.1249/M.1833/34"

Köprü Kitabesi

Meriç Köprüsü Köprü ortasındaki tarih köşkünü tepesi üzerinde evvelce bir güneş sembolü bulunmakta idi. Ziver Efendi tarafından tertip ve ta'lik hat ile yazılan köprü kitabesi bu tarih köşküne yerleştirilmişti. İstiklal Savaşında Yunanlılar köprü kitabesini yok etmişlerdir.

Yeni köprü kitabesi, ta'lik(Tefsir yazısı) üstadı Necmeddin Oktay tilmizlerinden(talebe) Mustafa Uğur tarafından 1966(H.1386) da eski örneğine göre yeniden yazılmış, taşçı ustası tarafından İstanbul'da kabartma şeklinde mermer üzerine işlenmiş ve köprüye konmuştur.

Köprünün Özellikleri ve Ölçüleri

Meriç Köprüsü Köprü ortasında tümü mermerle yapılmış bir tarih köşkü vardır. 263 m uzunluğunda, 7 m genişliğinde, 13 ayak üzerinde 12 sivri kemerli bir taş köprü olup yanlara doğru eğilidir. Köprü ayakları içinde boşaltma gözleri vardır. Boşaltma gözlerinde karşılıklı ejder figürleri Selyaranlar üçgen şekildedir. Menba tarafında Edirne yönündeki birinci boşaltma gözünün kemerinin üzerinde kemere sarılmış kabartma şeklinde karşılıklı ejder figürleri, sol tarafında ayın içinde altı köşeli yıldız kabartması ve 12 hayvanlı takvim bulunmaktadır.

Karşılıklı ejderler çok eski bir Türk geleneği olup, benzeri Selçuklular döneminde yapılmış (Kayseri-Sivas) yolu üzerinde Sultan Hanın köşk ve mescidi kemerinde, Karatay Han ve Susuz Han'da mukarnas frizleri arasında vardır.

Meriç Köprüsü 1925Boşaltma kemerinde yer alan kabartmanın, evrensel simge karakteri ile kozmik düzen imgesini zenginleştirmesidir. Vücutları kıvnmlı iki ejderin kemerin iki yanında kilit taşına doğru hareketleriyle, ortadan başlan karşı karşıya gelmektedir. Burada ejder, kötülüklerden koruyan tılsım ve su unsuru olarak bereket getirici anlamındadır.

On iki Hayvanlı Türk Takvimi ile ilgili olarak ejder yılında çok yağmur yağdığı, o yıl bereket ve bolluk getirmesinden ileri gelir.

Seyir Köşkü

Meriç Köprüsü Köprü kesme taştan olmasına karşın tarih köşkü ile karşısındaki balkon mermerden yapılmıştır. Köşk, dört kemer üzerine oturan aynalı tonozdur(taşıyıcı yapı). Ön yüzündeki alınlığın ortasında kabartma olarak yuvarlak şekilli yapılmış, ortada alt ve üstü fıyonklu çelenk içinde silik tuğra izleri vardır. Edirne mezar taşlarında görülen bu tür düzenlemelerin köprü kitabe köşkünde bulunması o dönem özelliğinin bir uygulamasıdır, yanlarda ise armalar vardır. Köşkün tonozunu taşıyan sütunlar dikdörtgen şekilli olup, öndekiler çiftedir. Kaide ve başlıkları kenger yapraklıdır. İçinde oturmak için mermer sekisi(döşeme) vardır, köşke giriş iki yandan ve merdivenli olup, korkuluklarının uç kısmı volütlüdür(kıvrım).

Dört sütun üzerine kemerle oturan ve aynalı tonozlu üst örtüye sahip olan Seyir Köşkü'nün alınlık kısmı dönemin üslubu olan ampir sanatının süsleme örgeleriyle bezenmiştir.

Meriç Köprüsü Seyir Köşkü bezemeleri

Meriç Köprüsü Dağarcığında askerlik ve soylulukla ilgili kılıçlar, çatılmış silahlar, bayrak demetleri, davullar, zırh, miğfer, girland ve perde motifleri görülen ve bir yandan devletin gücünü de simgeleyen neo-klasik ampir üslubu, kendini yenileme girişimlerinde olan Osmanlı İmparatorluğu'yla da örtüşmekteydi.

Seyir Köşkü'nün alınlığının cephesinde ve iki yan yüzünde, neo-klasik bezeme örgeleri görülmektedir. Batı yönüne doğru bakan alınlığın cephe yüzeyinde, ayyıldızlı püsküllü alem, oklar, bayraklar, kılıçlar, toplar, top namlu temizleyicisi ve merkezde trampet görülür.

Bölünmemiş ikinci yüzeyde, barok S ve C kıvrımlı dallarla çevrelenmiş meyve kaseleri yer almaktadır. Soldaki kasenin içinde incirler, sağdaki kasenin içinde de üzüm salkımları yer alır. Yuvarlak kemerli orta yüzeyde de birbirlerine bakan iki ayyıldızın ortasında çiçek dizisi ve kurdeleyle çevrelenmiş madalyon vardır. Oval madalyon ve dört kenarda koyu yeşil, gri, mavi ve kahverenginin tonlarıyla köşk manzaraları bulunur. Madalyondaki padişahın tuğrası yerinde olmamakla birlikte izleri belli olmaktadır.

Meriç Köprüsü Seyir Köşkü'nün alınlığının şehir ve Bosnaköy yönlerine bakan yüzeylerindeki kompozisyonlar ana yüzeyindekine geneli itibariyle benzemekle birlikte nesneler daha farklıdır. Buradaki toplar daha büyüktür; topların üzerinde yer alan trampet daha küçük ve tip olarak daha farklıdır.

Merkezde yer alan bu trampetten iki borazan yukarıda doğru çıkmaktadır. Kılıçlar ve flamalar birbirinden farklılık göstermektedir. Buradaki Ay-yıldızlı alem de ön yüzeydekinin aksine püskülsüzdür. Seyirköşkü'nün bir diğer önemli özelliği de aynalı tonoz olan örtünün içinin, Osmanlı sanatının batılaşma döneminde görülmeye başlanan ve gittikçe yaygınlaşan duvar resimleriyle bezenmiş olmasıdır.

Orta göbekte oval bir madalyonun çevresinde yeşil ve sarı tonlarıyla renklendirilmiş S ve C kıvrımlı yapraklar, beş kollu yıldız oluşturacak şekilde madalyonu çevreler.
Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü
Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü Meriç Köprüsü

Tunca Köprüsü

Tunca Köprüsü Edirne ile Karaağaç'ı birbirine bağlayan ilk köprüdür. Asıl adı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü olan Tunca Köprüsü'nün bir kısmı seller nedeniyle tahrip olmuştur. Yeniden restore edilen köprü 2008 yılında hizmete açılmıştır.

O dönemde Tunca nehri üzerinde bulunan ahşap köprünün, zamanla kullanılamaz hale gelmesi üzerine, 1607-1615 yılları arasında Ekmekçizade Ahmed Paşa tarafından, İstanbul Sultanahmet Camii'ni yapan Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'ya inşa ettirilmiştir.

Tunca KöprüsüEvliya Çelebi, bu eski köprü ile ilgili "Tunca üzerinde gayet musanna" bir köprüdür. Timurtaş'a ondan gidilir. İbretnüma manzarası vardır." demekle yetinmektedir.

Eski ahşap köprü 1607 yıllarında üzerinden geçilemeyecek derecede harap olunca, devrin Defterdarı Ekmekçizade (Ekmekçioğlu) Ahmet Paşa tarafından Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırılmış ve Sultan I. Ahmet'e takdim edilmiştir. 1607 tarihinde başlayan köprünün inşaatı 1615 de bitirilmiştir.

Tunca Köprüsü Kâgir olarak inşa ettirilmiştir. Tunca yatağının yükselmesinden dolayı bazı gözler toprak ile dolmuş, bazıları da suyun dışında kalmıştır.

Köprü, Tunca Nehri üzerinde son köprüdür. Edirne ile Karaağaç semtini birbirine bağlayan iki önemli köprüden birincisidir.

Ekmekçizade Ahmet Paşa bu köprünün silinip süpürülmesi, temizliğinin yapılması için Türkoğlu Mahallesinde görevlilerin oturup barınabileceği evler yaptırmış ve vakıf olarak bırakmıştır.

Köprü, Meriç üzerinde Sultan Mecid zamanı "Yeni Köprü'nün yapılmasından sonra "Eski Köprü" denilmeğe başlanmıştır. Sultan Reşat'ın Edirne'ye seyahati nedeniyle Karaağaç-Edirne Caddesi yapılırken bunun üzerine parke taşı döşenmiş olup, bugün yine aynı durumdadır.

Devrin Edirne Kadısı Mehmet Şerif Efendi tarafından yazılan Arapça manzum yazıda, Köprünün bitimi 1615 olarak şöyle belirtilmektedir.

Ekmekçizâde Ahmet Paşa-ı kâmkân
Bu devlet icre defterdar oldu sekiz yıl
Todurdi Tunca Nehrin bî şüphe sîm üzerle
Maksudu bi du'adır ancak gelüp geçenden
Kâmî didi esas-ı müstahkemine tarih
Kad büniye fi sene H.1016 (1607)

Köprünün Özellikleri

Tunca Köprüsü Yapıldığı zaman köprü onbir ayak üzerinde on kemerlidir. Kemer formu yuvarlaktır. Ortada tarih köşkü (kitabe veya sayım köşkü)nün iki tarafindaki kemer ayakları üzerinde tahliye gözleri vardır. Bunlar piramidal şekilli sel yaranlarının iki tarafında yer alır.

Tarih köşkü üç sivri kemer üzerine oturur, üzeri hafif meyilli taş çatılıdır. Kitabesi revak duvarının arkasında olup, duvarın alt kısmı birbirine paralel gözlüdür. Köşkün karşısında küçük bir balkonu vardır.

Köprü son yıllarda su taşkınları nedeniyle harap olmuş, Karaağaç yönünün yarısı tahrip olmuş, bir zaman ahşap onarımlarla yetinilmiş, daha sonraları betonarme olarak yenilenmiştir. Tarih köşkü de kâgir hale getirilmiştir.

1914 yılında köprünün döşeme bölümünün demir portrelerle genişletilerek tramvay geçirilmesi istenmiştir.

Mimar Kemalettin Bey'in "Edirne'de Sultan Selim Camii değerinde Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsünün bir taşına ilişmek cinayettir." Şeklindeki karşı çıkması sonucu bu tasarı uygulanmamıştır.

Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü
Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü Tunca Köprüsü

Ordulara geçit oldu: Hadım Şehabettin Paşa Köprüsü

Saraçhane Köprüsü Bugün hala ayakta duran bu köprü, Edirne ile Sarayiçi'ni birbirine bağlamakta ve Saraçhane köprüsü olarak anılmaktadır. Köprünün korkulukları orjinalleri ile alakasız ve komik durmaktadır.

Kentin kuzeybatısında Tunca Nehri üzerinde Saraçhane yakınlarında kurulmuş olan bu köprü, II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet devirlerinin meşhur vezirlerinden Filibe'de camii imareti ve kervansarayı, Edirne'de camiileri olan Hadım Şehabeddin Paşa tarafından 1451 yılında yaptırılmıştır. İlk yapıldığı dönemde sekiz gözlü olup, on kemerlidir.

Bu köprü günümüzde Edirne ile sarayiçi arasında bağlantıyı sağlamakta ve Şehabettin Paşa köprüsünden ziyade Saraçhane köprüsü adıyla anılmaktadır.

Köprünün Tarihçesi

Saraçhane Köprüsü Yapılışından itibaren yaklaşık 250 yıl hizmet veren köprü, II. Mustafa zamanında tamir görmüş, ancak bu tamir sırasında köprünün ilk yapılışında konulan kitabe kaldırılmış, bununla da yetinilmeyerek köprüye Sultan Mustafa Köprüsü adı verilmiştir.

Sultan Abdülhamid zamanında Vali İzzet Paşa tarafından taş ayaklar üzerinde 50 m. kadar uzatılmıştır. Köprünün sonunda bir Karakolhane ile bir de kuyu kazılmıştır. Bugün sadece köprü vardır.

Köprünün Özellikleri

Saraçhane Köprüsü 120 m uzunluğunda, 5 m genişliğindedir. 11 ayak, 12 kemerli, taştan köprünün iki yanındaki kemeri toprak altında kalmıştır. Kemer formu sivridir. Sel yaranları üçgen prizma şeklindedir. Mihrap biçiminde çok güzel bir tarih köşkü (kitabe köşkü) vardır. Bunun karşısında kademeli konsolu oturan mermer parmaklıklı ve korkuluklu bir balkonu vardır. İçinde oturmak için taştan sediri de bulunmaktadır.

Kula Şahin Paşa, Beylerbeyi Sinan Paşa H.840'da öldükten sonra Beylerbeyi olan Hadım Şahabeddin Paşa köprüyü 10 kemer üzerine inşa ettirmiş ve ordu yolu üzerinde bulunması nedeniyle bir de tarih köşkü yapmıştır. Halk arasında kanatlarında Selçuk mimari örnekleri gibi kabartma bir horoz olması nedeniyle köprü Horozlu Köprü diye de anılır.

Şahabeddin Paşa köprüsünün bir esas (Edirne Müzesindedir) ve bir de tamir (köprü üzerinde mevcut olan) iki kitabesi vardır. Müzede bulunan esas kitabe küfeki taş üzerine yazılmış olup Arapça ibarelidir ve El-Vezirü'l-A'zam sözünün köprü, Şahabeddin Paşanın vezirazamlığında yapıldığını gösterir.

"Bena hazel kantarati'l meymenetü'l mubareketi sahibü'l-hayrat Ve'l-hasenat el-vezirü'l-a'zam ve'd düsturü'l-mu'azzam el-müşterirü'l-meduvvu bi-şahabeddin paşa edrekehullahü ma-yeşa min-zamani's-sultani'l-mücahid el-gazi murad han ibn-i muham-med han min nesl-i osman. Senete hamse ve hamsine ve semane mietin. Hicriyetin hilaliyetin. (855)

Köprü Sultan II. Mustafa tarafından 1706 (H.1113) yılında onartılmıştır. Tamir kitabesi bulunmaktadır. Tamir kitabesi bazı tarihçilere göre edirneli olan şair Faik tarafından kaleme alınmıştır. Köprü edirneliler tarafından saraçhane köprüsü diye söylenir. Edirne saray yolu üzerindedir.


Saraçhane Köprüsü Şahabeddin paşa köprüsü tunca nehrinin su taşkınlığı nedeniyle II. Abdülhamit döneminde ve Edirne valisi hacı izzet paşa tarafından onarım görülmüş ve vali tarafından şu tarih söylenmiştir:

Ber karar eyleye tahtında şeh devranı
Ömr-ü ikbal müebbetle hüdavendi mecid
Mülkünün her ciheti kesbi imaret etti
Katederdi reh-i tunca feyezan ettikçe
Kıldı ol bahr-i kerem işte bu cizri temdit
Etti asayiş ebna-yi-sebil teyid
Yakışır takına tarih-i cevheri izzet
Yaptı bu dairei hazret-i sultan hamid. (1304)

Gazi Mihal Bey Köprüsü

Gazi Mihal Bey Köprüsü Osmanlı döneminden yadigar, Tunca nehri üzerinde kurulmuş ilk köprüdür.

Bizans Tekfuru iken müslüman olarak Osmanlı tebaasına katılarak akıncı beyliği görevini üstlenen, Mihaloğulları ailesinden Gazi Mihal Bey tarafından 1420 (H.823) yılında, kentin kuzeybatısında, bugünkü Kapıkule-Bulgaristan'a giden yolda Tunca nehri üzerinde inşa ettirilmiştir.

Bizans döneminde aynı yerde Mikhael Palaiologos tarafından yaptırılan bir köprünü olduğu bilinmekte, Gazi Mihal Beyin köprüyü yeniden yapılırcasına inşa ettirdiği tarihi kaynaklarda geçmektedir.

Bu köprü Edirne'nin fethinden sonra Tunca üzerine yapılan ilk kagir köprüdür. 125 m. uzunluğunda 5.50 m. genişliğinde dokuz sivri kemerli köprüyü 1544 (H.951)'te Kanuni Sultan Süleyman'ın onarttığını belirten kitabesi vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır.

Gazi Mihal Bey Köprüsü "Yıllariyle olup bi cisr medid Dabr-ı pay-i zamaneden anın Emr-i Şah-ı cihan-Penahiyle Göricek Sun'i anı böyle latif Gene-i vâfir virup yine ol şeh Rehgüzar-ı fenada cay-i ubûr Gelmişidi nice yerine kusur Yaptırar anı sarfedüp makdûr Dedi tarihini olup mesrur Cisr viranı eyledi mamur" (Sene H.951-M.1544)

Köprü 1602 (H.1010) tarihinde Üçüncü Mehmed ve 1640 (H.1050)'da Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafindan tamir ettirilmiş, ortasındaki sivri kemer biçiminde Tarih Köşkü (Kitabe Köşkü) o zaman yapılarak tamir kitabesi konmuştur. Şair Şeyhülislam Yahya Bey manzum olarak kitabeyi söylemiştir. Kitabe müzededir.

"Mustafa Paşa vezir-i azam ali nijad Kim vücudun âleme Allah in'am eyledi Mülk-i Osmaniyi ma'mur etmeğe sayeyleyüp İsidüp cisr Mihale kesrü noksan erdiğin kesrini Cepreyleyüp noksanın itram eyledi. Her diyann nazmına li-illah ikdam eyledi oldu bu cirs sevab-encama tarih tamam Mustafa Paşa bu ali cisri ihkam eyledi (Sene-1640)"

Köprü gövdesine sızan suların atılması amacıyla yapılan drenaj düzeni ilginçtir. Köprü 1765 depreminde hasar görmüş ve II. Abdülhamit zamanında Çatal Sakal namıyla tanınan X. İstefaneski'nin yönetiminde Erkan-ı Harbiye Reisi Rüştü Bey, Evkaf Muhasebecisi Şevki Bey ve eşraftan Mustafa Vasfı Beylerden oluşmuş bir komisyon tarafindan, Haya'dan ustalar getirilmek suretiyle eski temeller üzerine ve onbirbin sarı lira harcanarak mükemmel biçimde yeniden inşa edilmiştir. Bu tamirden sonra "Hamidiye Köprüsü" ismi verilmişse de halk tarafından yine eski ismi kullanılır. Son tamir edildiğine ilişkin kitabesi de bulunmaktadır.

Gazi Mihal Bey Köprüsü Gazi Mihal Bey Köprüsü Gazi Mihal Bey Köprüsü Gazi Mihal Bey Köprüsü Gazi Mihal Bey Köprüsü

Fotoğraf için bir durak: II. Bayezid Köprüsü

II. Bayezid Köprüsü II. Bayezid Köprüsü, Bayezid Camii'nin Tunca Nehri'ne yansıyan görüntüsünü karelemek isteyenlere eşsiz bir fırsat sunar...

Sultan II. Bayezid Köprüsü, yakın çevrede yaşayanların camiye gelmesini kolaylaştırmak ve bu cemaat sayısını artırmak amacıyla H.983/M.1488 yılında II. Bayezid Külliyesi ile birlikte Sultan II. Bayezid tarafından Mimar Hayrettin'e yaptırılmıştır.

II. Bayezid Köprüsü, Edirne ile II. Bayezid Külliyesi'ni bağlayan köprülerin ikincisidir. Uzaktan bakınca tek bir köprü hissi veren II. Bayezid Köprüsü ve hemen bitişiğindeki Yalnızgöz Köprüsü, aslında birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar.

Tarihi kaynaklarda köprü

Evliya Çelebi, köprü için "Caminin mihrabı önündeki irem bağı köşesinde "Yalnızgöz" diye adlandırılan bir köprü olup Tunca Suyu Üzerindedir" diyor ki, Çelebi burada, Beyazid Köprüsü ile Yalnızgöz Köprüsünü birbirine karıştırmış oluyor.

Abdurrahman Hibri'nin her iki köprü için verdiği bilgi de şöyledir;

-"Biri dahi Sultan Bayezid Camii Şerifi yakınında bina ettiği köprüdür ki altı kemerdir".

-"Adı geçen Sultan Bayezid Han Köprüsü yakınında bir kemer dahi vardır ki, Yalnız Kemer derler. II. Selim asrında bina olmuştur".

Her iki köprü arasında kalan arazi, su taşkınları sonunda geçilmez hale geldiğinden 1611'de(H. 1020) buradaki zemin yükseltilmiş ve suların akışını sağlamak için çok kemerli üçüncü bir geçit eklenmiştir. Bayezid Köprüsü'nün kitabesi yoktur. 1700'lü yıllarda köprünün orta kemerlerinden birkaçı yıkılmış ve tamir görmüştür.

Köprünün mimari özellikleri

II. Bayezid Köprüsü'nün boyu 78, eni 6 metredir. 5 sivri kemeri vardır. Kemer açıklıkları ortalama 3, orta ayakları ise 7 metre kadardır. Kesme taştan yapılmış olan köprü, 6 büyük kemerli olup, kemer formu sivridir. Yanlarda 2 tahliye gözü de bulunmaktadır. Korkulukları zarif, manzarası hoş, çevresi bahçelerle çevrilidir.

Bir zaman geçidi: Yıldırım Bayezid Köprüsü

Yıldırım Bayezid Köprüsü Yılında Çelebi Mehmet tarafından onarıldığı dikkate alınırsa sadece bir köprü değil bir zaman geçidir de...

Yıldırım Bayezıd camisine ve Eski imarete yakınlığı nedeniyle Yıldırım Köprüsü olarak anılır. Önceleri (fetihten önce) aynı yerde bir köprünün olduğu söylenir.

1544 (H.951)\'de Kanuni Sultan döneminde esaslı bir onarım görmüş ve Bursalı şair Sun\'i tarafından şu manzum tarih söylenmiştir: Bu köprü kitabesi yeni bir onarım görerek köprünün ortasına, müzeden alınarak tekrar konmuştur:

Yıllar İle Olup Bu Cisr-İ Cedid Rehgüzar-I Fenada Cay-I Ubur
Emr-İ Şah-I Cihan-Penah İle Yaptılar Ana Sarfedüp Makdur
Ehl-İ Dilden Birisi Anı Görüp Dedi Tarihini Olup Mesrur
Genci Vafir Verip Bu Yolda O Şah Cisr-İ Viranı Eyledi Ma\'mur.(951)

Yıldırım Köprüsü'nın muhtemelen 175051 depreminde büyük bir zarar geçirmesi ve harap olmasından dolayı 1757 yılında Sultan II. Mustafa tarafından onartılmıştır. Köprünün tamir Kıtabesi Edirneli şair Örfi tarafından kaleme alınmıştır.

Yıldırım Köprüsü Tamir Kitabesi

Yıldırım Bayezid Köprüsü "Şehinşah-I Muazzam Cahı Zıll-İ Hazret-İ Mevla Müluk İçre Bulunmaz Şevket Ü Kudrette Banisi Harap İken Bu Cisri Eyledi Abad Esasından Ebülhayrat Şah-I Alemi Vakt Oldu Banisi Biladın Her Birine Şahra-Hl Berri İhsandır Mürura Bir Tarikin Bulamazlardı Ahalisi Yolu İle Lüfta Mail Padişah-I Din-Perverdir Ki Mahfuz Oldu Dünya Gördü Bu Lütfü Ahalisi Heman Bir Bende Geldi Örfi Dedi Tarihin Bu Cisri Yaptı Sultan Mustafanın Emr-İ Alisi. H.1171M.1757"

Yıldırım Bayezid Köprüsü Yıldırım Bayezid Köprüsü Yıldırım Bayezid Köprüsü Yıldırım Bayezid Köprüsü Yıldırım Bayezid Köprüsü Yıldırım Bayezid Köprüsü

Kanuni Köprüsü

Kanuni KöprüsüAhmet Badi Efendi'nin Riyaz-ı Belde-i Edirne adlı eserinde, bu köprüye Bönce köprüsü dendiğini ve Saraya su getirmek için Kanunu Sultan Süleyman'ın buyruğu ile yaptırılığını yazmaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından, 1553-1554 (H.961) yılları arasında Edirne Sarayiçi'nde Tunca nehri üzerinde, Mimar Sinan'a yaptırılmıştır.

Köprünün Özellikleri

Kanuni KöprüsüKöprü muntazam köşe planlı, başlık kısmı piramit biçimli, orta ayak seviyesine kadar dolu olan bir kitle halinde çıkmakta, ince korniş ve çok az bir eğimle son bulmaktadır. Kitabesi yoktur. Dört gözlüdür. Boyu 60 metre genişliği ise 5 metredir. çıklıkları 9.75 m.'dir. Köprü yolunun genişliği ise 4,5 metredir.

Köprü, düzgün köşe planlıdır. Başlık kısmı piramit şeklindedir. Orta ayak korniş seviyesine kadar dolu kitle halinde çıkmaktadır. Köprü gözleri orta ayağın sağ ve solunda yer almakta ve eşit görünüş yaratmaktadır. Ayaklarda boşaltma gözleri yoktur. İki, üç ve dördüncü ayaklarda üçgen prizma biçimli selyaranları vardır.

1902 yılındaki selden iki kemeri sakatlanmış ve onarılmıştır. Son onarımı 1990'da yapılmıştır.

Saraya giden yol: Fatih Köprüsü

Fatih Köprüsü Fatih Sultan Mehmet tarafından H.856M.1452 yılında yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir.

Fatih Sultan Mehmet Han tarafından 1452 yılında, Tunca nehri üzerinde Adalet kasrı yakınında; Muhtemelen 1451 yılında yapımına başlanan Saray-ı Cedid için yaptırmıştır.


Köprünün Tarihçesi

Fatih Köprüsü Köprü Tunca Nehri üzerinde, Adalet Kasrı ile Balkan Şehitliği arasında yer almaktadır. Sarayın 1844'de cephanelik olarak kullanılmasından dolayı köprüye Cephanelik Köprüsü denilmeye başlanmıştır. 1878 savaşından ve Edirne Sarayının yanmasından sonra süvari kışlalarına yakınlığı nedeniyle Süvari Köprüsü de denilmiştir. Edirne Sarayının ma'mur ve meskun bulunduğu zamanlarda ise Hasbahçe Köprüsü diye anılırdı. Hasbahçe Tavuk Ormanının sağ sahilinde Demirkapı'ya ve oradan da saraya bağlanan tamamen kesme taştan yapılmış üçgözlü bir köprüdür.

" Evliya Çelebi; "Hünkar bahçesi içre, Tunca üzerinde pek sanatkarane yapılmış cisr-i Sultaniler (Padişah köprüleri) vardır." demektedir.

Köprünün Özellikleri

Fatih Köprüsü Tamamı kesme taştan inşa edilmiş bir köprüdür. Ortada büyük, yanlarda daha küçük olmak üzere üç gözlüdür. Köprünün boyu 34,20 m., dıştan 4,40 m.'dir. Kemerleri hafif sivridir. Büyük gözünün sağ ve solunda birer boşaltma (tahliye) gözü ve altlarında sel yaranları vardır.

Köprünün bulunduğu yerden başlamak üzere Tunca'nın her iki kıyısına birer km. boyunda rıhtım yapılmıştı, II. Bayezid Köprüsüne kadar devam ederdi. Köprü yerinde nehir tabanına da mermerler döşenmiştir. Bugün su çekilince mermerler yer yer görülmektedir. Buraları uzun süre mesire yerleri olduğundan nehir üzerinde sandal sefalan yapıldığı sarayla ilgili belgelerden bilinmektedir.

Fatih Köprüsü Fatih Köprüsü Fatih Köprüsü Fatih Köprüsü Fatih Köprüsü

Bir Mimar Sinan mirası: Yalnız Göz Köprüsü

Yalnız Göz Köprüsü Mimar Sinan'ın Edirne'de bıraktığı eserlerden biridir.

Sultan II. Selim tarafından, Mimar Sinan Bayezid Külliyesi yakınında Tunca Nehri üzerinde, ihtiyaç üzerine 1567 (H.975) tarihinde yaptırılmıştır. Mimar Sinan'ın eşsiz güzellikteki eserlerinden biridir.

Yalnız Göz Köprüsü ile Bayezid Köprüsü arasında kalan arazi, su taşkınları sırasında geçilmez hale geldiğinden 1611'de buradaki zemin yükseltilmiş ve suların akış hızını sağlamak için çok kemerli üçüncü bir geçit eklenmiştir.

Köprünün Özellikler

Yalnızgöz Köprüsünün kemer açıklığı 6.60 m'dir. Eklenen üçüncü bölümün doğusunda (Hanım Saraylı Bahçesi) adı verilen bir tenezzüh (gezinti) yeri vardı. Şöhreti uzun yıllar süren (Hoş-İlhan) kadın, II. Selim'in yakınları arasında yer almış ve bahçeyi kasırlar ve selsebiller ile süsletmiştir. Sultan II. Osman zamanında ise burayı Hadaka-i Hassa'ya (saray bahçesi) ekleterek bağışlamıştır.

Yalnız Göz Köprüsü Yalnız Göz Köprüsü Yalnız Göz Köprüsü Yalnız Göz Köprüsü

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler kullanılmaktadır. Hizmetlerimizi kullanarak çerez kullanımına izin vermiş olmaktasınız.